Aşk Büyüsü Yapılan Kişi Nasıl Davranır?

MuratSahin

Kayıtlı Kullanıcı

Aşk Büyüsü Yapılan Kişi Nasıl Davranır? İlk Belirtiler Neler?​


Aşk büyüsü yapılan kişi çoğu zaman kendisi de farkında olmadan değişmeye başlar. Bu değişim ani olmaz, sinsi bir şekilde ilerler. Bir gün o kişi sizi aklından çıkaramaz hale gelir, ertesi gün tamamen kapanır. Geleneksel inanışlara göre bağlama büyüsü ya da aşk büyüsü yapılan bireyde belirli davranış kalıpları ortaya çıkar. Bu kalıpları tanımak, hem büyüye maruz kalan kişiyi anlamak hem de durumu değerlendirmek açısından kritiktir. Ama şunu net söylemek gerekir: bu belirtiler tek başına büyünün kanıtı değildir. Psikolojik, duygusal ya da ilişkisel başka nedenler de aynı tablo yaratabilir.

Aniden Değişen Ruh Hali ve Takıntılı Düşünceler​


Büyü yapıldığına inanılan kişilerde en sık dile getirilen şikâyet şudur: adam ya da kadın bir gecede değişir. Saatlerce o kişiyi düşünür, telefona bakar, mesaj atmak için bahane arar. Geleneksel anlatımlarda bu durum, büyü yapılan kişinin zihninin belirli bir odağa kilitlenmesi olarak açıklanır. Adeta o kişiden başka hiçbir şey düşünemez hale gelir.

Bu takıntılı hal zaman zaman mantıksız kararlar almaya da yol açar. İlişkisi olmayan birine ani bir itiraf, uzun süredir küs olduğu birine beklenmedik bir mesaj... Çevresi "ne oldu bu adama, aklını mı kaçırdı?" der. Evet, tam olarak bu tablo.

Büyü Yapılan Kişi Neden Huzursuz ve Uykusuz Olur?​


Geleneksel inanışlarda aşk büyüsü ya da geri getirme büyüsü yapılan kişinin uyku düzeninin bozulduğu sıkça aktarılır. Geceleri gözünü kapayamaz, sürekli o kişiyi rüyasında görür ya da rüyasında göremeyip sabahları huzursuz uyanır. Gündüzleri ise bir boşluk hissi içindedir.

Bu huzursuzluk bazen fiziksel belirtilere de dönüşür. Baş ağrısı, göğüste sıkışma hissi, iştahsızlık. Elbette bu belirtilerin tıbbi bir nedeni olup olmadığı önce araştırılmalıdır. Ama büyüye inanan çevrelerde bu tablo, ritüelin etkisinin bedene yansıması olarak yorumlanır.

Büyü Yapılan Kişi Sevdiğinden Uzaklaşır mı, Yaklaşır mı?​


İşte tam burada tablo ikiye ayrılır ve çoğu kişi bu noktada kafası karışır. Bazı geleneksel anlatımlarda bağlama büyüsü yapılan kişi büyüyü yaptırana doğru çekilir, onu arar, ona yaklaşmak ister. Ama bazı uygulamalarda tam tersi bir tablo çıkar ortaya: kişi hem çekilir hem iter. Bir gün mesajlar, ertesi gün ortadan kaybolur. Hem ister hem istemez gibi bir hal.

Bu çelişkili davranış, büyüye inanan çevrelerde ritüelin kişinin iç dünyasında yarattığı çatışmanın dışa vurumu olarak açıklanır. Kişi bilinçli iradesiyle bir şey isterken, bilinçdışı dürtüsü başka bir yöne çekiyor gibidir. Bu tutarsızlık, yakınları tarafından da fark edilir ve "bu adam kendisi değil" yorumuna neden olur.

Sosyal Hayattan Çekilme ve Çevreye Karşı Kayıtsızlık​


Büyü yapılan kişilerde gözlemlenen bir diğer örüntü sosyal çekilmedir. Arkadaşlarıyla vakit geçirmek istemez, iş performansı düşer, hobilerinden zevk almaz olur. Tek odak noktası vardır: büyüyü yapan kişi ya da o ilişki.

Bu hal, dışarıdan bakıldığında klasik bir obsesif bağlanma ya da depresyon tablosuna benzer. Güvenilir bir medyum ya da deneyimli bir medyum hoca ile görüşen ailelerin aktardığı gözlemler de bu yönde yoğunlaşır. Kişi sanki bir tünel içindedir ve o tünelin ucunda sadece bir yüz vardır.

Büyünün Etkisi Nasıl Anlaşılır, Büyü Bozma Gerekir mi?​


Bu soruyu soran kişilerin büyük çoğunluğu zaten bir ilişki krizinin ortasındadır. Birinin davranışındaki ani ve açıklanamaz değişimi büyüye bağlamak, aslında insan zihninin anlam arayışının bir parçasıdır. Geleneksel inanışlarda bu soruyu yanıtlamak için medyumlar ve medyum hocalar devreye girer.

Büyü bozma ritüellerinin yapılıp yapılmaması gerektiği sorusu, tamamen kişinin inanç dünyasıyla ilgilidir. Deneyimli ve güvenilir bir medyum bu değerlendirmeyi yaparken kişinin anlattıklarını, rüyalarını ve çevresel işaretleri birlikte ele alır. Ama şunu da belirtmek gerekir: her açıklanamayan davranış büyüye bağlanamaz. En iyi medyum bile bunu dürüstçe söyler.

Büyü Yapılan Kişiyle İletişim Kurmak Neden Bu Kadar Zordur?​


Büyüye maruz kaldığı düşünülen kişiyle iletişim kurmaya çalışanlar ortak bir şeyden şikâyet eder: karşıdaki kişi sanki orada değildir. Yüzünüze bakıyor ama görmüyor, cevap veriyor ama dinlemiyor. Geleneksel anlatımlarda bu durum, kişinin zihinsel ve duygusal enerjisinin başka bir odağa kilitlenmesi olarak açı
 
Geri
Üst